Faik Akçay / 17 yaşında, insan öldüren bireyler yetiştiren toplumsal sistemler
İstanbul Çekmeköy’de 02 Mart 2026 günü, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, 11. sınıf öğrencisi Furkan Samet Bakalım tarafından yaşamdan koparılan Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’le birlikte, başka bir öğretmen olan Z. A. ile öğrenci S. K’yi yanında bulundurduğu bıçakla yaraladı.
17 yaşında çocuklardan kendi türünde bir canlı olan insanı öldüren acımasız bireyler yetiştiren toplum, bu ölümden sorumlu. Anne-baba, çevre, okul, cami, öğretmenler, kitle iletişim araçları, özellikle televizyon kanalları, eğitim dizgesinin tümü, sağlık çalışanları, sağlık kurumları, bu suçun görünmeyen ortakları.
Bir sınıfa girince önce öğretmen mi önüne gelmiş? Öğretmenle bir sorununun olmadığını açıklamış, ama durum olduğu yönünde bir sorunun akıllara takılmasına neden oluyor. Yaralılardan özür diliyor, ölen Fatma Nur Çelik öğretmenden söz etmiyor, ondan özür dilemediği görğlüyor. Bierek mi özür dilemiyor bilinmiyor. Yoksa ölen öğretmeni de yaralı olarak mı biliyor, bilmiyoruz.
Haber Türk’te yer alan şu bilgi, bu kuşkunun yerşnde olduğunu gösteriyor:
Sorgulamada verdiği bilgilerin ustaca kurgulanmış olduğu anlaşılıyor. Eylemin önceden tasarlanmadığını söylemesi buna örnek. Eylemin tasarlanarak yapılmasının ayrıca suç olduğu bildiğini düşündürtüyor. Yargılama sürecinde yeni ne tür bilgilerin ortaya çıkacağı henüz belli değil.
“Hastaneden çıkan şüpheli, iddiaya göre okulun ders programını kontrol ederek, hedef aldığı öğretmenin hangi saatte hangi sınıfta olduğunu öğrenip, buna göre hazırlık yaptı.
İlk hedefi Fatma öğretmen oldu
Sabah saatlerinde okula gelen F.S.B. doğrudan sınıfa yöneldi. Saat 11.00 sıralarında sınıfa giren saldırgan, ilk olarak öğretmen Fatma Nur Çelik’e bıçakla saldırdı.
İlk hedefi Fatma öğretmen oldu
Sabah saatlerinde okula gelen F.S.B. doğrudan sınıfa yöneldi. Saat 11.00 sıralarında sınıfa giren saldırgan, ilk olarak öğretmen Fatma Nur Çelik’e bıçakla saldırdı.”(1)
Fatma Nur Çelik’i öldüren F.S B, olayla ilgili olarak verdiği ilk bilgilerde şunları söylemiş:
“Olaydan iki gün önce sevgilimden ayrılmıştım. Bu yüzden okula rehber öğretmenimiz Şeyda Hoca ile görüşmek için gittim. Aradım fakat bulamadım. Şeyda Hoca ile görüştükten sonra intihar edecektim. Bulamayınca strese girdim. Sesler duymaya başladım. Rastgele bir sınıfa girip ilk kimi gördüysem ona saldırdım. Kendimde değildim. Sadece koridorda koştuğumu hatırlıyorum. Daha önce Fatmanur öğretmenin dersime girdiğini hatırlıyorum. Biyoloji dersimize giriyordu. Bir husumetimiz yoktu. Zeynep öğretmeni tanıyorum. Daha önce Kimya dersimize girmişti. Onunla da aramda bir husumet yoktu. Salih’i ise daha önceden tanımıyorum.
Rastgele bıçakladım. Yanımda her zaman bıçak taşırdım. O güne özel bir şey değildi. Beni azmettiren herhangi bir kimse yoktur. Yaralanan kişilerden özür diliyorum.” (2)
Ayrıldığı sevgilisinin verdiği acının öcünü başakalarından alacak ölçüde gözü dönmüş olmanın mantıklı bir açıklaması yok.
Kendisine bir sözcük bile olsa bir şeyler öğretmiş olan öğretmenlerine hiç mi saygı duymayı benimseyememiş, bunu içselleştirememiş? Lise 11. sınıfa gelmiş bir öğrencinin bunu öğrenip benimseyememişse, birlikte yaşama, başkalarına saygılı olma, tüm canlılara karşı sevgi, saygı duyma becerisi kazanamamışsa, tarih, fizik, kimya, Peygamberin yaşamı, İslam Dini’nin kuralları gibi alanlarda, konularda ağzıyla kuş tutmasının ne anlamı olabilir?
Bu acımasızlığı, sıradan bir öfke kabarması olarak görme olanağı yok. Olay sistemin toplumu, özellikle gençliği nerelere taşıdığının göstergesi.
Çocuğunun yaşam boyu sürecek çilesi
“Bir süre önce eşinden ayrıldığı öğrenilen 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, 11 yaşında 5. sınıfa giden bir oğlunun olduğu öğrenildi.” (3) Genç sayılacak bir yaşta, acımasız bıçak vuruşları altında yaşamını yitiren öğretmenin, kim bilir yüreğinde daha neler yapmak, neler yaşamak isteği vardı? Oğluna karşı yüreğinde ne tür filizler yeşeriyordu?
Hiçbir suçu olmadan bıçak yaralarıyla yaşamdan koparılan Fatma Nur Çelik öğretmenin 5. sınıfa giden oğlunun, annesiz olarak yaşam yolunda yalnız bırakılması, bu çocuk için anlatılması olanaksız güçlüklerin başlangıcı sayılır.
Bu ölümün sorumlusu kim?
Önüne gelene bıçak saplayan F. S. B’nin bir öğretmeni öldürmesi, bir başka öğretmenle bir öğrenciyi yaralamasının sorumlusu kim?
Kendisine zarar vermeyi öğütleyen erkekler görmeye başlamasına karşın öldürdüğü, yaraladığı iki kişiden bir kadın.
F. S. B.’nin 18 yaşından küçük olması, ruhsal bozukluğu (şizofreni) (2) hastası olması, işlediği suçtan kolayca sıyrılabileceğini göstermekte. İşlediği suçun gerektirdiği cezayı almayacak. Yakın gelecekte yine ruhsal bozukluk taşıyıcısı biri olarak aramızda dolaşmaya başlayacak.
F. S. B.’nin avukatı “Saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin psikolojik rahatsızlığı olduğunu, okuldaki rehber öğretmenlerin buna ilişkin tutanaklarının bulunduğunu aktaran Demirel, “Rehber öğretmenine ‘Bu okulda birilerine zarar vereceğim’ cümleleri kuran bir öğrenci. Daha önceden de Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yatmış, 8 günlük tedavi süreci sonrası velisinin isteği üzerine bir imza karşılığında 20 Şubat’ta çıkarılmış. Elinde bıçakla bir hafta on gündür, belki de daha önceden de geldi, fark etmedik.” diye konuştu. Demirel, saldırgan öğrencinin olay günü birkaç sınıfa daha girdiğini, öğretmenler engellemese belki de daha fazla kişiye zarar vereceğini söylediği” sözleri, kitle iletişim araçlarında yer alan bilgiler arasında.
Ortada yaşamdan koparılmış bir insanla yaralı iki insan var. Suç ölenle yaralananların mı olacak?
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yatmış, 8 günlük tedavi süreci sonrası velisinin isteği üzerine bir imza karşılığında sağlık kurumundan çıkarılmış. Bu girişim çocuğun iyileşmemesini istemekten başka bir iş değil. Ayrıca bu karar, bilimsellikle ne ölçüde bağdaşır? Veli imza attı diye tıp bilimi yerlerde mi sürünmeliydi? Doktorlar, ilgili sağlık kurumu böylesine ruhsal sorunlar yaşayan çocuğun toplumun içine salınması durumunda ortaya çıkabilecekleri düşünebilmekten yoksun muydular?
‘Bu okulda birilerine zarar vereceğim” diye konuşan bir gencin sağlık kurumuna yatarak iyileştirilmesi, sürecini kesintiye uğratan, istemeyen velisi, sağlık kurumu suçsuz mu sayılacak? “Her zaman bıçakla gezdiğini” söyleyen bir gencin, bıçakla gezdiğini annesi-babası, çevresi hiç anlayamamış mı? Şizofreni hastası olan birinin her zaman bıçakla gezmesinin, bir gün birilerine bir biçimde zarar verebileceği hiç düşünülememiş mi?
Bu eylemin suçlusunun bir tek çocuk olmadığı anlaşılıyor.
Böylesine önemli bir ruhsal bozukluk içinde olan bir çcuocuğu, annesi, babası, konunun uzmanı doktorlar, öğretmenleri, okul yönetimi nasıl sokağa salarlar? Bunlar bu ölümden sorumlu değiller mi?
Yaşanan bu olay, din, ahlak kuralları, tarih, fizik, kimya, matematik öğretmeden önce, cinsellik, bir arada yaşama, canlıların yaşamlarına saygı gibi konuların öretilmesi gerektiğini ortaya koymakta.
Çalışma arkadaşlarından biri, şu tanıklığı yapmış:
“Öğrenciyle diyaloğu iyi olan bir öğretmenimizdi
Çelik’in mesai arkadaşı motorlu araçlar teknolojisi öğretmeni Harun Demirel dün okulda düzenlenen törende gazetecilere, uzun yıllar birlikte çalıştıklarını anlatarak, “Kendi halinde, kimseyle problemi olmayan, öğrenciyle diyaloğu iyi olan bir öğretmenimizdi. Çok üzgünüz, canımızı, kıymetli hocamızı kaybettik.”(4)
Bir başka öğretmen arkadaşı, Fatma Nur Çelik’in son sözlerinin: “Kemal’imi okuldan gidin alın. Benim çocuğum var, acele hastaneye yetiştirin” (5) dediğine tanıklık yapmış.
Saldırgan iyileştirmeden sokağa salınmış
Bir uzman konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
“Türkiye Gazetesi’ne konuşan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Hakan Öğütlü, çocuğun hem akranlarına hem de öğretmenlerine zarar vermekten çekinmemesinin tek boyutlu bir problem olamadığını kaydetti:
Öncelikle önden risk taşıyan, öfke problemi olan, biraz daha dışlanmış çocuklar tespit edilip onlara yönelik tedavi, özellikle psikiyatrik tedavinin sunulması çok önemli. Böyle çocukların aileleri de sürece dâhil edilerek, ailelere de tedavi uygulanmalı, psiko eğitim, danışmanlık faaliyetleri verilmeli. Aile içinde de her ortamda olduğu gibi güvenlik tedbirleri uygulanmalı. Bu tarz şiddet olaylarına karışan çocuklara özellikle sıfır tolerans politikası uygulanmalı. Yine müfredata öfke kontrolü, kriz yönetimi, çatışmalar nasıl çözülür, gibi eğitim eklenerek tüm çocuklara bu beceriler kazandırılmalı”.(6)
Sevgilisinden ayrıldığını gerekçe gösteren (7) genç, bir sevgiliden ayrılmanın dünyanın sonu olmadığı, başka birilerini bu sevgiliden daha çok sevebileceği olasılığının olduğunu anlayamamış olan bir gencin, yatırıldığı sağlık kurumundan çıkarılması, bu insanın topluma zarar verecek biri olarak yetişmesini istemekten başka bir şey değil.
Yazar, öğretmen Kaan Polatlar, 03.03.2026 tarihinde facebook’ta yazdığı yazıda konuyla ilgili şunları dile getirdi:
“Fatma Nur Çelik adında genç bir öğretmen daha aramızdan ayrıldı. Bu olayın en dramatik yanı ise diğer öğretmenlerin olaya müdahale etmek bir yana, öğretmenler odasına girip kapıyı kapatarak canlarını kurtarmaya çalışmalarıdır. Öğretmenlerin son yıllarda hızla profil değiştirdiği bir gerçektir. Hükümetin “yandaş” seçimiyle öğretmen atamaları sonucu yeni gelen öğretmenlerin pısırık, itiraz etmekten aciz, haklarını savunamayan tiplerden oluşmaya başladığına bizzat yaşayarak şahit olmuştum. Bu olayda da arkadaşlarını kurtarmaya çalışmak yerine öğretmen odasına girip kapıyı üstlerine kapamalarına hiç şaşırmadım doğrusu. “Bütün renklerin hızla kirlenmeleri sonucu birinciliği beyaza vermeleri” misali öğretmen de bu kişiliksizliğinin vebalini elbette çekmektedir.”(7)
Bu bilgi başka yayın organlarında, rehber öğretmenin odasına kaçarak, kapısını kilitlediği biçiminde de yer aldı.
Bıçağı acımasızca öğretmenine saplayan bu çocukla birlikte, kendi canlarını kurtarma peşinde olan, öğretmenler odasına koşarak kapıyı arkadan kilitleyen öğretmenler de, dolaylı olarak öldürmeye yardımcı olmak suçu işlemiş olmuyorlar mı?
İnsanları biçimlendiren, içinde yaşadıkları koşullardır. Suç, bu koşulların bireylere yüklediği yüklerdir. Suçların altını kazıyınca, içinde yaşanılan koşulların bireyleri nasıl kuşattığı kolayca anlaşılır.
Eğitim kurumlarını bilimselleştirmeden, kitle iletişim araçlarını insanların yararına çalışan araçlar durumuna getirmeden, toplumun en küçük birimlerine dek insanca yaşamın saygınlığını yerleştirmeden, insana yaraşır ilişkileri yaşama geçiremeyeceğimiz açık. İnsanın en üst değer olduğunu özümseyen bireyler yetiştirmek, insanlığın kendi sorunlarını aracısız biçimde çözmesi için gerekli kurumsallaşmaları üretmesi sağlamak en akılcı çözüm gibi gözükmekte.
———————————–
(1) Öğrencinin katlettiği Fatma öğretmen uyarmış: Can güvenliğimiz yok! https://www.haberturk.com/son-dakika-ogrencinin-oldurdugu-fatma-nur-celik-ogretmen-uyarmis-can-guvenligi-yok-3866437?utm_source=twitter&utm_medium=articleshare&utm_campaign=website via @haberturk
(2) https://onedio.com › haber › ogretmen-fatma-nur-celik…
(3) “Şizofren, kişinin gerçeklik algısını etkileyen ciddi bir zihinsel bozukluğa sahip olan kişiyi ifade eder.
Şizofreni, bireyin düşünce, duygu ve davranışlarını derinden etkileyen kronik bir ruhsal hastalıktır ve genellikle 15-35 yaş arasında başlar. Bu hastalık, kişinin dış dünyayı algılama biçimini değiştirerek gerçeklikten kopmasına, halüsinasyonlar görmesine, sanrılara kapılmasına ve düzensiz düşünce yapısına yol açabilir. Halk arasında bazen yanlış bir şekilde “çoklu kişilik” ile karıştırılsa da, şizofreni tamamen farklı bir durumdur ve kişinin iki farklı kişiliğe sahip olması anlamına gelmez.
Şizofreni belirtileri kişiden kişiye değişebilir, ancak yaygın olarak şunları içerir:
Sanrılar: Gerçekle ilgisi olmayan, kişinin kesin olarak inandığı düşünceler (örneğin zarar göreceğine inanma veya olağanüstü yeteneklere sahip olduğunu düşünme).
Halüsinasyonlar: Var olmayan sesleri duymak veya görüntüler görmek; en sık işitsel halüsinasyonlar görülür.
Dezorganize düşünce ve konuşma: Konuşmaların dağınık veya anlamsız olması, sorulara ilgisiz cevaplar verilmesi.
Garip veya uygunsuz davranışlar: Sosyal normlara uymayan hareketler veya tepkiler.
Duygusal küntlük ve motivasyon eksikliği: Duyguların azalması, sosyal izolasyon ve günlük aktivitelerde isteksizlik.
Uyku bozuklukları ve yavaş hareket etme gibi ek belirtiler de görülebilir.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Şizofreninin ortaya çıkmasında genetik, çevresel ve beyindeki kimyasal dengesizlikler rol oynar. Ailede şizofreni öyküsü olan kişilerde hastalığın görülme olasılığı daha yüksektir. Hastalık, tek bir faktörden değil, birden fazla etkenin birleşiminden kaynaklanır.
Bireysel takip ve yaşam tarzı düzenlemeleri
Uygun tedavi ile birçok hasta, toplum içinde bağımsız yaşamını sürdürebilir ve günlük işlevselliğini koruyabilir. Tedavi edilmediğinde ise sosyal izolasyon, işlev kaybı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşler görülebilir.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Şizofreninin ortaya çıkmasında genetik, çevresel ve beyindeki kimyasal dengesizlikler rol oynar. Ailede şizofreni öyküsü olan kişilerde hastalığın görülme olasılığı daha yüksektir. Hastalık, tek bir faktörden değil, birden fazla etkenin birleşiminden kaynaklanır.
Tedavi ve Yönetim
Şizofreni erken teşhis ve düzenli tedavi ile kontrol altına alınabilir. Tedavi genellikle şunları içerir:
Antipsikotik ilaçlar ile semptomların kontrolü
Psikososyal destek ve rehabilitasyon programları
Bireysel takip ve yaşam tarzı düzenlemeleri
Uygun tedavi ile birçok hasta, toplum içinde bağımsız yaşamını sürdürebilir ve günlük işlevselliğini koruyabilir. Tedavi edilmediğinde ise sosyal izolasyon, işlev kaybı ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşler görülebilir.
Şizofreni, kişinin dış dünyayı algılayış biçimini değiştiren, çoğu zaman gerçeklikten kopmasına neden olan ciddi bir zihinsel bozukluktur. Halk arasında bazen yanlış bir şekilde “çoklu kişilik” ile karıştırılır ancak şizofreni tamamen farklı bir hastalıktır.
Wikipedia
Medical Park Hastaneler Grubu
https://www.medicalpark.com.tr › saglik-rehberi › sizofren
(3) Fatma öğretmene kıyan caninin ifadesi ortaya çıktı! https://www.haberturk.com/fatma-nur-celik-ogretmenin-katili-fsb-nin-ifadesi-ortaya-cikti-son-dakika-haber-3866790?utm_source=twitter&utm_medium=articleshare&utm_campaign=website via @haberturk
(4) https://www.milliyet.com.tr › gundem
(5) T24.com.tr.Bağımsız İnternet Gazetesi, 05.03.2026
(6) https://www.milliyet.com.tr › gundem
(7) Çekmeköy’de Fatma Nur Çelik’i öldürdü | İfadesi ortaya çıktı | Sevgilimden ayrıldım, kendimde değildim https://www.odatv.com/guncel/cekmekoyde-fatma-nur-celiki-oldurdu-ifadesi-ortaya-cikti-sevgilimden-ayrildim-kendimde-degildim-120138133 via @odatv
(8 Facebook, Kaan Polatlar sayfası, 03.03.2026