Faik Akçay / Eğitimcileri Tek Tipleştirme Çabası
2026-2027 öğretim yılı başında,18 milyon öğrenci, 1 milyon 200 bin öğretmen, 65 bin okulda ders başlangıcı yapıldı. Dünya’nın birçok ülkesinin nüfusundan daha kalabalık bir kesimin öğretilmesi, eğitilmesi çok önemli bir iş.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, kamuoyunda, özellikle eğitimciler arasında yoğun tartışmalara neden olan, eğitimcilere önlük giydirme kararının, ülkemizin öğrenim sistemine, insanımızın çağdaşlaşmasına sağlayacağı önemli bir katkısı olamayacak.
Bu uygulama, uygulamaya gelen tepkilerle özden kopup biçimlerle, ayrıntılarla uğraşmış olacağız.
Eğitimcilerin giyimlerine özgürlük sağlayan uygulamanın olumsuz sonuçlar doğurmadığı söylenemez. Sokaklarda kolayca gezilemeyecek, mahalle kahvehanesine girilemeyecek giysilerle sınıflara giren, öğrencilerin karşılarına çıkan eğitimciler görüldüğünü söylemek acı ama gerçek bir saptama. Bu olumsuzluk, tüm eğitimcilerin beyaz önlük giymeleri zorunluluğuyla çözülebilecek bir konu değil. Giysileri tek tipleştirme yerine, daha özgün, daha anlamlı düzenlemeler yapılabilir.
Eğitimcilere zorunlu giyim ölçütleri
“Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu”, Bakanlığın web sitesinde yayımlandı. Eğitimcileri giyimlerine yalnızca yol gösteren değil, bir zorunluluk getiren bu belgede şöyle saptamalar var:
“… öğretmenlerin görevleri sırasında kullanabilecekleri önlükler, eğitim ortamlarının özellikleri ve öğretmenlerin günlük kullanım ihtiyaçları dikkate alınarak ele alınmıştır. Önlüklerin rahat, kullanışlı ve işlevsel olmasının yanı sıra sade ve estetik bir tasarıma sahip olması gözetilmiştir. Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu, farklı eğitim kademelerinde görev yapan öğretmenlerin kullanacakları önlüklere ilişkin ortak bir tasarım çerçevesi oluşturmak amacıyla hazırlanmıştır. Kılavuzda kadın ve erkek öğretmenler ile okul öncesi öğretmenleri için hazırlanan önlüklerin model, kumaş, ölçü ve diğer teknik özelliklerine yer verilmiştir. Belirlenen standartlarla öğretmenlerin kullanım ihtiyaçlarına cevap veren, eğitim ortamlarına uygun ve işlevsel önlüklerin ülke genelinde ortak bir tasarım anlayışıyla uygulanması amaçlanmaktadır.” (1)
İstenen bu uygulama, ülke topraklarının önemli bir kısmında, sevimli düşler olmaktan öteye geçemez.
“… öğretmenlerin mesleklerini rahat ve işlevsel çalışma koşullarında sürdürmeleri, eğitim ortamlarının niteliğinin ve mesleki aidiyet duygusunun desteklenmesi” isteği, bu ülkenin eğitim kurumlarının çoğunluğunun bulamadığı olanaklar. Bu hedeflere ulaşmak, tek tip giysi uygulamasıyla başarılabilecek bir iş değil.
40-50 öğrencinin toplandığı, öğrenci başına 2 metre kare alanın düşmediği öğrenim ortamlarında, giysilerden çok fiziksel ortamların önemli olacağı açık.
Geçim sıkıntısı içinde kıvranan öğretmenlerin: “mesleklerini rahat ve işlevsel çalışma koşullarında sürdürmeleri, eğitim ortamlarının niteliğinin ve mesleki aidiyet duygusunu” yaşayabilmelerinin, bu ortamlarda mesleklerinin saygınlığını koruyabilmelerinin olanağı olmaz.
Toplumsal duyguları okşama
“Millî Eğitim Bakanlığı ailesinin her bir ferdini aynı ufkun çatısı altında buluşturan öğretmen önlükleri; mesleğin saygınlığını, eğitimin niteliğini ve kurumsal hafızamızı temsil etmeye devam edecektir.” belirlemesi,toplumsal duyarlılıklarıokşamanın ötesinde bir işe yarayamaz.
Eğitimcilerin giysilerini tek tipleştirerek, mesleğin saygınlığını, eğitimin niteliğini artırarak, kurumsal belleğimizi oluşturabileceğimiz savına “gülünç” tanımı yerine, kulağa hoş gelen, toplumun bazı kesimlerini duygularını okşayan düşünceler diyebiliriz.
Tek tipleştirme uygulamaları ülkeye yarar sağlamadı
Öğrencilere de siyah önlük giydirip, beyaz yakalık taktırma uygulaması uzun yıllar ülke düzeyinde uygulamada kaldı. Bu tekçilikle ne öğrencilerin eşitliği, ne yoksulluğun üstünün örtülmesi, ne öğretimin birliği, bütünlüğü, ne ülkenin birliği sağlanabildi. Çünkü bu girişim yaşamın gerçekleriyle örtüşmüyordu.
Tek din, tek dil, tek soy, tek tip eğitim, tek tip giysi… gibi “tekçi yapılanma anlayışı” yüzünden Türkiye Cumhuriyeti’nin yüz yıldır iki yakası bir araya gelemedi. Cumhuriyet yönetimleri, devleti halkıyla barışamadı. Barış içinde bir arada yaşamanın yolları döşenemedi.
Tek tipleştirme sorunları çözebilir mi?
Cumhur İttifakı yönetiminin varmak istediği hedefin, giysileri değil beyinleri tek tipleştirme çabaları olduğu anlaşılıyor. Bunun için durup dinlenip değişiklikler getirme peşindeler. Yazar Akif Beki, konuyu şöyle vurgulamış:
“Eskiden öğrencilere üniforma olarak siyah önlük giydirilirdi.
Siyah önlükten maviye geçildi. Onu da 2010’da AK Parti kaldırdı. Aklı hür, zihni özgür nesiller önlük içinde nasıl yetiştirilir, kılıkla beraber kafaları da tektipleştiriyor, yasak ve dayatmayla herkesi bir kalıba sokuyor diye.
Kıyafet serbest bırakıldığında ortaya çıkacak fakir-zengin farkını örtmek içinse tek renk önlük yerine forma seçenekleri sunuldu.” (2)
Herkesi bir kalıba sokma çabaları, bu topraklara iyilik getirmedi, tersine içinden kalkılması güç sorunların ortaya çıkmasına neden oldu.
Tek tipleştirmenin yarar sağlayanı yok
İnsanları tek tipleştirmenin, insanlığa yarar ağladığını gösteren örnek bir eylem gösterme olanağı yok. Hangi alanda, ne biçimde olursa olsun, tek tipleştirme, tutuculuğu, yerinde saymayı, gelişmelerin önünde engel oluşturmayı sağlar.
Düşünceyle, giysilerle, davranışlarla, eylemlerle insanları, bu arada eğitimcileri tek tip yapılar içine sokmanın, her yönden verimsizliği sağlamanın ötesinde bir yararı olamaz.
Eğitimcilerin dış görünüşlerini tek tipleştirerek, bilimsel eğitim geliştirilemez. Dış görünüşlerle uğraşma yerine, bilinçlerinin, duyarlılıklarının, yeteneklerinin güzelleşmesine çalışılması gerekmekte.
Öğretmenlere önlük giydirme uygulaması, tek tipleştirme düşüncesinin ürünü olsa gerek. Öğrencilere önlük, yakalık taktırma bu düşüncenin ürünüydü. Tıpkı önlükle, tek tip giysiyle eşitlenmeye çalışan öğretmenlerin fiziksel yapılarının eşitlenemediği, düşünsel yapılarının geliştirilemediği de görülecek. Yetiştirdikleri öğrencilerin devletin isteğine uygun, tep tip düşünen, buyruklar karşısında, düzene ters gelmeyecek tek tip davranışlar sergileyen insanlar olabileceklerini öngörmek oldukça güç.
Çoğulculuğun yararları
Doğa, insan türünün yapısı çoğulculuk, farklılık üzerine kurulmuş.
Doğada her şey tek renk olsa. Görebildiğiniz, dokunabildiğiniz her yer yeşil, kırmızı, beyaz, mavi olsa, Dünya akıl almaz düzeyde sevimsiz olurdu. İnsanların renkleri, boyları, beden yapıları tümüyle aynı olsa, insanlardaki güzellikleri, çirkinlikleri göremez olurduk.
Doğada, insanlığın bir arada yaşamasında farklılıklar, çoklu yapılar birer zenginlik. Bu zenginliği yakalayamayanların mutlu olmaları, gelişmeleri, bir arada yaşamalarının olanağı yok.
12 Eylül Askeri Darbesinin şekilci uygulamaları
12 Eylül döneminde, askerler eğitime de el koymuşlardı. Eğitim alanında bilimsel, laik, çağdaş bir adım atılamıyordu. Dönemin Asker kökenli Milli Eğitim Bakanları, iç yazışmalarında, hemen her gün, her hafta: “Öğretmenler okullara her gün traşlı, ütülü pantolon, ceketlerle gelecekler, her gün traş olmuş olacaklar, saçları uzun olmayacak, bıyık bırakmayacaklar, ayakkabıları boyalı olacak…” gibi buyruklarla ülke gündeminde yer almaktaydılar. Eğitimin bilimselliğine, laikliğine yönelik bir düzenlemenin olduğuna tanık olunamamaktaydı. Kışla disiplini, okullara taşınmış bulunuyordu. Sonuçta öğretim, eğitim alanında öze, içeriğe yönelik değişiklikler yapılmadan, biçimsel uygulamalarla yıllar geçirildi. Eğitimin temel hiçbir sorunu çözülemedi. Bugün, öğretmenlere tek tip önlük giyme zorunluğu uygulaması, 12 Eylül Darbe Yönetimi düşüncesinin bir uzantısı.
12 Eylül dönemi, eğitimin bilimselleşmesini değil dinselleşmesini, soru soran, düşünen insanlar yetiştirme yerine, sorgulama yeteneğinden yoksun, buyruklara uyan, edilgen insanlar yetiştirmenin ötesine geçemedi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimcilere önlük giyme dayatmasının, 12 Eylül uygulamalarını anımsatan bir uygulama olduğunu söylemek çok yersiz değil. Aynı sonuçlarla karşılaşılacağından kimsenin kuşkusu olmasın.
Kadınları etek boyları, erkeklerin sakalları
“Öğretmen Önlüğü Standartları” (3) belgesinde, kadınların etek boyları, erkeklerin önlüklerinin boyları düzenlenirken, erkeklerin sakallarıyla ilgili bir düzenleme yok.
Başka bir genelge olan Kılık-Kıyafet Genelgesi’nde:
“Bakan Yusuf Tekin imzasıyla 81 il valiliğine gönderilen kılık-kıyafet genelgesinde, erkek öğretmenlerin aşırı uzun sakal tercih etmemeleri, bunun yerine temiz ve bakımlı bir görünüme sahip olmaları gerektiği açıkça belirtilmiştir.” (4) deniliyor.
Bu genelgede, erkek öğretmenlerin “aşırı uzun sakalı tercih etmemeleri” dileğinde bulunuluyor. Edenlere bir yaptırım düşünülmediği anlaşılıyor.
İşlerine öyle gelmesine karşın, kamuoyu tepkisi olabileceği kaygısıyla “isteyen istediği gibi sakal bırakılabilir” diyemiyorlar, bırakılmamalı demek de işlerine gelmiyor. Burada siyasal seçimle ilgili bir zorlamanın olduğu açık.
Ülkemizin eğitim tarihi geleneğinde, uzun bir süreden buyana sakal bırakma kültürünün olmadığı biliniyor.
Milli Eğitim Bakanına göre, kadın öğretmenlerin eteklerinin uzun olması zorunluluğu, erkek öğretmenleri sakallarının kısa olması dileği ortaya çıkıyor.
Bu belgede, saçı, sakalı birbirine karışmış, din görevlisi mi, öğretmen mi olduğu belirsizleşmiş olanların, sakallarıyla ilgili sorunu çözecek bir düzenleme yok.
Giysi insanın kendisini anlatabilme aracı
Giysiler, doğanın insan türüne verdiği zararlardan korunma dışında, toplumsal yaşamda, bir arada yaşamın sürdürülmesinde, bireyin kendisini anlatabilme aracıdır. Bu aracın kullanılmasında, başka bireylere zarar vermeme koşulu dışında, bireylerin seçimi temel olmalı. Bireyler bu giysi seçimini özgürce yapabilmeliler. Toplumsal sınırlamalar, çevreye uyma konusunda duyarlı olma dışında, ayrıca yönetilenlerin istekleriyle karşılaşılmamalı.
Giysileri belirli niteliklerle sınırlama, genellikle demokrasi dışı, baskıcı yönetimlerde görülen bir uygulama olarak görülmüştür. Askerlerin, kolluk güçlerinin giyimlerinde, yapılan işin tanımına uygun giyinme amacı dışında, bir kalıba sokma, özgünleştirme, bireyi bir erkin sorumluğu altına alma çabası ağır basmakta. Bu kuşatma bireyin, bir erkin buyruğunda, koyduğu kurallar içinde davranılmasını sağlama girişimi olarak kendisini gösterir. Yönetici erkin belirleyici olması isteğine yönelik amaçlar taşır. Söz söyleme, davranış sergileme, eylemde bulunma yetkilerinin belirli ellerde toplanması isteminin göstergesidir.
Askerlerin, kolluk güçlerinin toplumun genelinden ayrılabilmesi için ayrı giysiler giymeleri doğal bir iş. Bunun bir yönetme aracı, kişisel özgürlükleri sime aracı olarak kullanılması, üzerinde düşünmeyi gerektirecek bir konu.
Tek tip giysi uygulamasının askerler, güvenlik görevlileri yanında, öğretmenlere, öğrencilere de uygulanması, toplumun tek tipleştirmesi amacının bir göstergesi. Öğretmenlerin, öğrencilerin giysilerinin, toplumsal yaşama uyumlu, saygınlık kazandıracak biçimde düzene sokulması başka, bu kesimleri belirli sınırlar içinde tutma, kuşatma çabası birbirlerinden ayrı şeyler.
Giysi biçimleri tartışmalarıyla toplumu biçimlendirme yerine, öğreticilerin, topluma örnek olacak kişilerin beyinlerini bilimsel düşüncelerle donatmaya çalışmanın daha yararlı olacağı açık. Gelecek biçimciliği değil bilinçlenmeyi zorunlu kılacak düşüncesini özümsemek zorundayız.
——————————
(1) ÖĞRETMEN ÖNLÜĞÜ STANDARTLARI BELİRLENDİ-https://www.meb.gov.tr/ogretmen-onlugu-standartlari-belirlendi/haber/41802/tr
(2) (2) Öğretmene ak önlük öğrenciyi örter mi? – Akif Beki https://www.karar.com/yazarlar/akif-beki/ogretmene-ak-onluk-ogrenciyi-orter-mi-1609179?utm_source=twitter&utm_medium=social_share&utm_campaign=%2Fyazarlar%2Fakif-beki%2Fogretmene-ak-onluk-ogrenciyi-orter-mi-1609179 via @KararHaber
(3) MEB https://www.meb.gov.tr › meb_iys_dosyalar › 6a9…
(4) 2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı’na İlişkin İş ve İşlemler
MEB https://www.meb.gov.tr › meb_iys_dosyalar › 190… PDF